Mayıs 26, 2014
Bee Goddess: İçinizdeki Tanrıça

İlhamını M.Ö. 7500 yıllarında Anadolu’da doğan ve tanrıçalar tanrıçası olarak bilinen Arı Tanrıça’dan alan Bee Goddess’ın kurucusu Ece Şirin, mitolojik, felsefi, spritüel sembollerle şekillendirdiği takı tasarımlarını anlatıyor.

Büyük, global şirketlerde çok başarılı bir iş geçmişine sahipsiniz; tüm bunları bırakıp Bee Goddess’ı kurmaya nasıl karar verdiniz?

Beni, Bee Goddess markasına götüren motivasyon mücevher tasarlamak değil; kendimi gerçekleştirme isteğiydi. Bee Goddess, kendim için yaptığım tılsımları ve onların güçlerini herkesle paylaşmak arzusundan doğdu. Mücevher yerine öz cevher; mücevherimiz statü sembolü değil; ruhumuzun sembolü olsun, diyerek yola çıktım. Felsefe, psikoloji ve farklı inanç sistemleri gibi birçok kişisel gelişim konuları hayatım boyunca ilgi alanımda oldu. Fakat gerçek gelişimin akıl ile değil kalp yolu ile gerçekleştiğini fark ettim. Kişinin ruhunu besleyen, onu serbest bırakan yolları ezoterik bilgelik, sembolizm ve ritüelleri çalışarak keşfettim.  İlk olarak ay tanrıçası Artemis’i onun enerjilerinden faydalanmak için kendime tasarladım. Ardından aşk, güzellik ve güç tanrıçası Tanit geldi. Bee Goddess’ın felsefesi ‘Aydınlık Lüks’, misyonu hayatımıza tılsım katmak; kişiye kendi içindeki gücü hatırlatarak güçlendirmek. Tüm tasarımlarımız, takanların güzelliğini, gücünü ve özelliğini temsil ediyor.

Arı Tanrıça felsefesinden biraz bahsedebilir misiniz?

Bee Goddess, ilham kaynağı şefkat ve üretkenlik sembolü olan Ana Tanrıça ve mitolojiye dayanan tasarımları ile hem bir kalp, hem de bir kültür markası. Bee Goddess ilham kaynağı Ana Tanrıçasının anaç sevgisi ile konuşuyor, ‘senden bir tane var, bu da seni ‘limited edition’ yapar; ben sadece senin güzelliğinin, özelliğinin ve gücünün bir ifadeseyim’ diye fısıldıyor. Her koleksiyon ve içindeki tasarımlar sembolizm yolu ile insanlığın kolektif öz bilgeliğini takanlara aktarıyor; onların kalbindeki ışığı arttırıyor. Bee Goddess yaşam boyu özlemini duyduğum ‘güç’ ve ‘ruhsal tatmin’ arayışımın meyvesi.10 sene önce Ay tanrıçası Artemis ile semboller dünyasında başlayan bu serüven, beni hayallerimin ötesine taşıdı.

Tılsım markası olma özelliğini biraz açabilir misiniz?

Semboller ve mitler bize yaşam yolculuğunun gizemli sırlarını ve bilgeliğini sunuyor. Her yolculuk bir arayış; kendi içimizde başlıyor ve kendi içimizde bitiyor. İlk olarak Ay Tanrıçası Artemis beni sembollerin gizemli dünyasındaki yolculuğa çağırdı. Semboller yolu ile nesilden nesille aktarılan bu evrensel bilgeliği mücevher olarak yorumluyarak paylaşıyorum. Her koleksiyon yaşamın bana sunduğu yeni bir anahtar. Bee Goddess’ın misyonu: ışığımızı artıracak enerjileri hayata sokabilmek, kişinin mutluluğunu bulma yolunda onu güçlendirmek, kendi yaratıcı potansiyelini hayata geçirmesine yarayacak tılsım anahtarlar sunmak. Tılsımlar yüzyıllardır bu işe yaramışlar. Her bir tılsım kozmik internetten bir program indirmemize yarıyor. Her biri farklı bir işletim sistemi gibi. Bilincimize yeni programlar yüklüyoruz. Bana bu işlerle uğraşan bir uzman, arketipimin ay tanrısı artemis olduğunu söyledi. Artemis beni semboller ve tılsımlar dünyasında ebedi bir yolculuğa davet etti ve bu serüven hala daha devam ediyor. Bizi güçlendiren veya güçlendirdiğine inandığımız herşey birer ‘tılsım’. Tılsımın kelime anlamı doğaüstü işler yapabileceğine inanılan güç,‘herkesin bilip çözemediği gizli sır; fevkalâde kuvvet ve tesire sahip olan şey’. Tüm bunları özetleyecek olursak, tılsım bizi ‘öz cevherimiz’ ile irtibata geçiren, arzuladığımız şeye kavuşturacak güç veya enerjiye kavuşmamız için kullanılan anahtardır.

Bu tılsımları neden başka bir tasarımlarla değil de mücevherler aracılığıyla yapmayı tercih ettiniz?

Değerli taşlar ve mücevherler ulaşılması en güç ve en derin bilgeliğin sembolleridir. Hikâyelerde, karanlık mağaralardaki saklı hazineler, bilinçaltımızın karanlığına ve derinliğine girdiğimizde ulaşılabilecek hazineyi simgeler. Aydınlanmış kişiler, peygamberler bilgelik yolculuklarını hep mağaralarda tamamlarlar. En değerli hazine; özün bilgisi, ‘öz cevher’ ışıldar, ışıldatır; bizi maddi dünyanın efendisi yapar; istediğimiz her şeye sahip olabilmemin anahtarıdır. Artık dışarıdan beslenmek yerine güneş gibi kendi enerjimizle, kendi içimizdeki sönmeyen ateşimiz ile dışarıyı besleyebilecek güce kavuşuruz. Bee Goddess’ın felsefesi ve tasarımları öz cevheri vurgulamakta. Mücevherlerimin  ruhun ışığının, güzelliğinin ve gücünün’ sembolü olmasını istedim. Sonsuz ve eşsiz olan şey ruh. Tılsımlar ise özdeki saklı bilginin ve gücün hayata geçmesini sağlayan anahtarlar.

 “Mevlana’nın şiirleri ile yaptığı şeyi ben mücevherlerimle yapmaya çalışıyorum” çok çarpıcı bir açıklama; bu manevi etkiyi biraz açıklayabilir misiniz?

Evet, Mevlana’nın şiirleri ile yaptığı şeyi ben mücevherlerimle yapmaya çalışıyorum. Misyonum kişinin mutluluğunu bulma yolunda onu güçlendirmek, kendi yaratıcı potansiyelini hayata geçirmesine yarayacak tılsım anahtarlar sunmak. Mutsuzluğumuzun ve arayışlarımızın nedeni bir yanılsama -çocukluğumuzdan itibaren kimse bize sen mükemmelsin, sen eşsizsin demiyor – biz hep kendimizi diğerleri ile kıyaslıyoruz, sürekli dışarıdan uyarılıyoruz ve beynimiz hep olumsuz yönde yıkanıyor. Daha stresli, daha mutsuz, daha fazla rekabetçi, daha tehlikeli bir dünya yarattık kendimize. Şimdi bunu çözme zamanı. Bunu olumlu yönde çözebilmenin tek yolu ise dışarıdan güç transferi yapmaya çalışmak yerine kendi içimizdeki yaratıcı gücün farkına varabilmek ve onu olumlu kullanabilmek.

Semboller sizin için ne ifade ediyor?

Semboller kalbin dili. İnsanlığın ortak bilgeliğini en sade hali ile ifade eden bir dil. Zamanla tüm diller değişiyor, bugün eski Türkçe veya Shakespere’in dilini anlamakta güçlük çekiyoruz. Semboller ise ifade ettikleri anlamdan hiçbir şey kaybetmeden güncelliğini koruyorlar, hatta evrimleşiyorlar bile diyebiliriz. Bu dil ebedi ve değişmez. Bir sembol birden fazla şey ifade eder; bizim bilincimiz ne kadar gelişmiş ise, kalbimizin kavrama kapisetesi ne kadar fazla ise o sembolün bilgeliğini kendimize aktarabiliriz. Bu yüzden, meditasyon, dua, mantra gibi tekniklerin semboller ile birlikte kullanılması öneriliyor. Amaç, güneşe tutulduğunda kağıdı yakabilen büyüteç gibi, kendi gücümüzü arzuladığımız şeye odaklayabilmek.  Sembol sağ beyin gücünü, yaratıcı tarafımızı harekete geçiriyor. İnteraktif bir ilişki var.

Tasarımlarınızdaki sembollerin manevi etkisinden bahsedebilir misiniz?

Gül, şimsek, kanat ve diğer tüm semboller bilincin kapısını yeni realitelere açan anahtarlar. Bu yolculuk, her adımda ruhu keşfetme ve güçlendirme yolculuğu.  Bee Goddess sembolleri benim bilincimin kapılarını açtı. Her koleksiyon, manevi yolculuğumda bana ışık saçan bilgelikle dolu. Hayatımda var olmasını istediğim şeyi, sembol ile önce bilincimde yaratarak onu var ediyorum. Bir sembolü taktığımız andan itibaren o enerjinin en saf, en yüksek boyutu ile irtibata geçiyoruz. Sembol bize gücün içimizde olduğunu hatırlatıyor ve onu hayata geçirebilmemiz için ilham veriyor. Birşeyi istemek zaten onun tohumunun içimizde var olduğuna isaret eder. Semboller kalbin evrensel dili; ben bu ebedi dili pırlanta ile yazdım.

Rosa Mundi’nin anlamından ve etkisinden bahsedebilir misiniz?

Rosa Mundi sembolüne baktığımızda bir gül, ama içinde yerin ve göğün 7 katı, güneş sistemi ve etrafındaki 7 gezegen, kişinin kalbi etrafında merkezlenmiş 7 çakra, nefsin 7 perdesi sembolizmi bir arada. Kalbin gözünün sevginin ışığına açılmasını ve her an onun ışığından beslenerek harmoni ve güzellik içinde olmamızı sembolize ediyor.  Sembolizm sihirli bir dil. Kutsal bir dil.

El-Vedud koleksiyonunu tasarlarken en çok neleri ön plana çıkarmayı amaçladınız?

El-Vedud koleksiyonunun yeri çok özel. Gizli bahçenin ardından, 21 farklı tasarımla, daha çok sevelim, daha çok sevilelim diye, sevgilerin zirvesi, en çok sevilen ve en çok seven anlamındaki, esmaların en güzellerinden biri olan El-Vedud koleksiyonu doğdu. Onunla birlikte nişanlım Cemil Dinçmen hayatıma girdi. Yaratan, besleyen, koruyan, seven, kalplere ateş veren ilahi sevgi enerjisini hep kalbimizde taşıyabilelim ve bu ışığı her an büyütebilelim diye; kalbimizin sevgi kapasitesini artıracak bir anahtar El- Vedud. Ruhumuzun yuvası olan kalp mabedimizin tek ışığı sevgi. Kalbimiz ne kadar aydınlık olursa yaşam o denli güzelleşir. Fazlası olamayacak en güzel duygu aşk. Kâinatın yaratıcı prensibi olan sevgi enerjisi her şeyi bir arada tutan cazibe ve çekim. Sevgi kalbin en büyük yeteneği ve zenginliği. Sevdiğimizde, sevdiğimize her şeyi verebiliriz.

Bee Goddess’tan bir takı alırken önce anlamlarına mı bakmalıyız?

Semboller, bilimsel olarak bilinçaltımıza konuşuyor. Form olarak bizi çeken sembol aslında biliçaltımıza o mesajı verdiği için bizi çekiyor. O yüzden bize en uygun sembolü seçmek için anlamından önce kalbinizin sesini dinleyerek bizi şeklen en çok çeken formu seçmeliyiz.

Bu kadar derin ve felsefi bilgilere sahip olmak için çok araştırma yapıyor olmalısınız; tasarımlarınızı yaratırken nasıl bir yol haritası sizi bekliyor?

Uzun yıllar mantık ve aklını kullanmaya zorlanmış solak bir kadınım. Mantık ve akıl, kalp ve ruhla birleştiğinde ancak coşkulu ve tatmin veren bir hayat gerçekleşebiliyor. Beni besleyen şey, kendi arayışlarımda keşfettiğim hazineleri herkesle paylaşabilmek. İnsanlar en çok mutlu olmak istiyorlar, fakat mutluluğu yanlış yerlerde arıyorlar; bu bir koşullanma meselesi. Kesinlikle beynimiz yıkanıyor. Benim heyecanım kişiyi güçlendiren, özgürleştiren şeyleri keşfetmek ve ona ulaştırmak. Önce kendi şifam, sonra bu şifayı paylaşmak. Koleksiyondaki hiç bir sembol rastgele seçilmiş ya da benim yarattığım tasarımlar değil. Bu konularla ilgili çok derin araştırmalar yapıyorum. Semboller, mitoloji, simya, felsefe ve spirituel konularla ilgili yüzlerce kitabım var. Bunlardan yola çıkarak markamın felsefesini, mesajını ve koleksiyonda yer alacak sembolleri ortaya çıkardım. Bee Goddess mitoloji, sembolizm ve sihri birleştiriyor. Tılsımlarıyla iç dünyamızı dış dünyamıza yansıtıyor.

İlham aldıkları noktalardan ve kullandığınız sembollerden ötürü takılarınızın evrensel ve aynı zamanda zamansız olduğunu söyleyebilir miyiz?

Bee Goddess koleksiyonunda her sembolün farklı bir anlamı ve farklı enerjileri var. Sembollerin gücü, binlerce yıl ve milyonlarca kişinin o sembollere atfettiği değerle güçlenen enerjiden ve kişinin o sembollerle olan özel ilişkisinden kaynaklanıyor. Bunu da çok gerçekçi, farklı ve kalıcı buluyorum. Ben de bu gerçeği kendi yorumumla sunuyorum. Yani benim gerçeğim değil, ortak insanlık bilincinin gerçeğini benim markam dile getiriyor.

Çoğunlukla hangi materyalleri kullanmayı tercih ediyorsunuz?

Bütün tasarımlarımda değerli taşlar kullanıyorum. Pırlanta, yakut, safir ve zümrüt koleksiyonlarda ağırlıklı kullandığımız taşlar. Her materyalin simgesel bir anlamı var: pırlanta, saf, en çok ışık veren maden  ve simyayı temsil ediyor. Kömür aşırı baskı altında dünyanın en değerli taşına dönüşüyor, yani içimizdeki ebedi cevheri… Ve en çok ışığı yansıtan taş da pırlanta…Yani ruhumuzun ışığı. Bizim eşsizliğimizi ve değerimizi en doğru aktaran malzemeler bunlar.

Dünyaya açılabilmiş olmayı ve Harrods’da yer almayı neye borçlusunuz?

Öncelikle tasarımlarımız çok güçlü; yalın ifadeleri ile 21. yüzyılın yüzü. Her tasarımın araştırmaya dayalı hikâyesi de eklenince piyasadaki tüm markalardan çok daha farklı ve zengin bir değer sunuyoruz. Mücevherlerimizle birlikte hikâyesini ve koleksiyon kitabını veren tek marka biziz. Markanın DNA’sındaki evrensellik, günümüz dünyasını kucaklıyor ama Türk işçilik kalitesi ve İstanbul’da doğmuş bir marka olması da Bee Goddess’ı cazibeli yapıyor. Bee Goddess, en başından beri modayı takip eden değil, trend yaratan bir marka. Harrods için çok genç bir marka olmamıza rağmen, 7 senelik bir başarı çizgisindeyiz. Bu süre içinde koleksiyonlarımız gelişti; mükemmel bir işçilik kalitesi standardına kavuştuk. Tasarım anlamında çok yenilikçiyiz; trend yaratan bir çok ilke imza attık. Arkası açık yüzüklerimiz, Türkiye’de öncülüğünü yaptığımız şahmeranlarımız büyük beğeni topladı.

En çok ne tasarlamayı seviyorsunuz?

Öyle bir ayırım yapmıyorum, tasarım kendini bir yerlere götürüyor. Ben alışılmadık, şaşırtıcı, güçlü, zarif ve sade tasarımları seviyorum. Onları nereye taşırsak taşıyalım fark yaratıyorlar. Özellikle 4 sene önce ilk olarak bizim yeniden trend yaptığımız şahmeranlar gibi, farklı uygulamaları tasarlamayı da seviyorum.

Bir mücevher tasarımcısı olarak en çok ne takmayı seviyorsunuz?

Şahmeran. Ben konvansiyonel şeyleri sevmiyorum. El çok önemli ve mücevher, elin üzerindeki geniş alanda kendini çok güzel gösteriyor.

Yakın zamanda nasıl bir koleksiyon ve ne tarz tılsımlar çıkarmayı planlıyorsunuz?

Bee Goddess benim ruhumun içinden doğan bir marka, yani dışardan moda diye esinlenerek ortaya çıkardığım birşey değil. Samimi ve gerçek, insanlığa hizmet eden bir misyonu var. Ruhtan geldiği için insanların ruhuna hitab ediyor, kalplerine konuşuyor. Ben koleksiyonlarımı ilham geldiği zaman çıkarıyorum. Bu iş çocuk doğurmak gibi; dışardan gelen bir şeyler sizin içinizde sentezleniyor. Doğal bir süreç… İnsan, her 3 ayda bir çocuk doğurabilir mi? Bazen bir koleksiyonu oluşturmak için üzerinde 1,5 yıl çalışıyorum, bazen 1 ay. Hiçbir koleksiyonum modası geçecek tasarımlar değil.

celeb just one styles that you can
miranda lambert weight loss Gucci New Design Handbags For Your Valentine

it provide a capacity of 9 3
weight loss tipsCoke Recipe Change in Specialty Apparel Retailing